"Aşk, imkansızın zaferi olduğunda doruğa ulaşır."
buket uzuner - kumral ada mavi tuna


Genel

Tarih: 15 Haziran, 2015 | sehlimumteni

0

2015 Dünya Öykü Günü'ndeydik!

 

Geçtiğimiz günlerde duyurusunu yaptığımız 14 Şubat Dünya Öykü Günü‘nün Ankara etkinliği için gün sayıyorduk. Böylece bugün Tevriye ekibi olarak Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda (Ne uzun oldu ama!), çok önlerden olmasa bile sahneye yakın koltuklarda yerimize kurulduk ve etkinliği beklemeye başladık. Çok önlerden yer bulamamamızın sebebi salonun tamamen dolu olmasıydı. Hatta ayakta izleyenler bile oldu.

(Işık sebebiyle fotoğraflar karanlık oldu biraz :( )

Konuşmalar

“İnsan öyküsüyle var!” diyen birçok kişinin olduğu kısa tanıtım filmi ile başlıyor program. Ardından programın sunucusu (ki sesinden çok etkilendiğimi söylemeliyim) Selvi Karakoç’un konuşması ile artık tamamen etkinliğin içine girmiş bulunuyoruz.

(Farkındayım hiçbir şey anlaşılmıyor ama yine de koyayım dedim.)

Ardından Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği Başkanı Özcan Karabulut konuşmasını yapıyor. Karabulut’un dediğine göre günün 14 Şubat’ta kutlanması Sait Faik’in “Bir insanı sevmekle başlar her şey.” sözünden hareketle ortaya çıkmış.

Özcan Karabulut Konuşmasını bitirdikten sonra ise Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen kürsüye gelip konuşmasını yapıyor.

Son konuşmayı yapacak olan Ankara Üniversitesi rektörü Erkan İbiş yurt dışında olduğu için onun yerine rektör yardımcısı Kasım Karakütük konuşma yapıyor. Ankara Üniversitesinin düzenlediği (ve bizim de geçen gün bahsettiğimiz, buraya tıklayarak ayrıntılarına ulaşabileceğiniz) Roman ve Öykü ödülünü hatırlatıp sözü bildiriyi okuyacak olan Murathan Mungan’a bıraktı.

2015 Dünya Öykü Günü Bildirisi

Bu sene bildiriyi hazırlaması ve okuması edebiyatımızın önemli isimlerinden biri olan Murathan Mungan’dan istenmiş. Bildiri pek çok dile çevrilmiş ve ilk kez etkinliğin yapıldığı salonda okunuyormuş. Biz de dinlemesi düştü. Bildiri bu sene biraz fazla uzundu. Bildirinin tamamı yakın zamanda etkinliğin resmi web sitesinde yayınlanacak diye duyduk. İlgilenenler oradan tamamını okuyabilir. Bildiriden:

*Sanat ve hayat karşılıklı olarak birbirlerini besler ve birbirini yansıtarak varlıklarını sürdürürler.

*Sanatın günümüzde öldüğünü söyleyenlerin insan doğasını yeterince tanımadığı söylenebilir.

*Sanat ve edebiyat bize başka dünyaların ve varoluşların kapılarını açar.

*Günü geldiğinde giderken ardınızda bıraktıklarınız güzel olsun.

*Öykünün geleceği sözün geleceğidir.

 

 

Diğer Etkinlikler

 

Bildiri de okunduktan sonra devlet tiyatrosu sanatçıları olan Şahin Ergüney ve Fulya Koçak, Murathan Mungan’ın Boyacıköy’de Kanlı Bir Aşk Cinayeti adlı öyküsünü seslendirdiler. Müzik ve slayt gösterisinin her şiir dinletisinde kullanılanlardan olması açıkçası biraz hayal kırıklığı yaratmış olsa da sanatçıların güzel sunumu ile öykü başka bir anlam kazandı, daha bir sevdirdi kendini. Aralarda Ankara Üniversitesi Genç Filarmoni Orkestrası Topluluğunun dinletisini, Selvi Karakoç’un usta yazarların öykülerinden bir paragrafı seslendirmesini, Dengbej Film Gösterimi’ni de izledik. Aralara böyle şeyler koymaları, sürekli bir okuma halinin tekdüzeliğini çok güzel kırdı.

 

Ayşegül Tözeren’in Murathan Mungan ile Söyleşisi

Eleştirmen Ayşegül Tözeren hazırlıklı gelmişti. Nok defterini çıkardı ve sorularını sormaya başladı. Pek tabii biraz sohbet havasına bürününce laf lafı açtı ve söyleşi öngörülenden biraz daha uzun sürmüş oldu. Sohbetin başı sonu belirsiz bir hale gelince neresi soru neresi cevap anlamadığımdan ne soruları ne cevapları tam anlamıyla bir cümle halinde not alabilmişim. Ama yine de dikkatimi çeken, “İşte bu nokta önemli.” dediğim yerlerde alabildiğim notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

* Öykü sanatı çok rakipli bir çağa girdi. Artık öykü yazmak çok kolaylaştı. Dünya edebiyatına temas arttı.

* Şimdiki kuşakta bizdeki heyecanı göremiyorum.

* Fast food kültürü edebiyata da yansıdı. İnsanlar öykü kısa olduğu için daha çok kitap okumak düşüncesiyle öykü alıp okuyor. Bu şekilde kişi ne kadar çok kitaba dokunursa o kadar doyacağını düşünüyor.

* Öneli olan edebiyatın iyi olmasıdır. Temel sorun, okuma arzusunun hıza bağlanmış olmasıdır.

* Ödüller bana güzellik yarışması gibi geliyor. Önemli olan yazarın iyi yazabilmesi. Şimdi ödülü alan bile ertesi gün kitabı unutuyor. Edebiyatın harareti noksan.

* Boş zamanlarında kitap okuyanlar için boş kitaplar yazılmaya başlandı.

* İnsanlar zahmetsizliğe alıştığı için kalın ve derin kitaplardan korkuyorlar. Kitabın kısa olması hızı arttırıyor.

* Yazarlık bir meslek OEM Adobe After Effects CS6 değildir.

(Girişte dağıtılan kitap ayraçları ve broşür)

* Öykü tekniği için okumak, düşünmek gerekiyor. Yani kuyumculuk öğrenmek gerekiyor.

* Öyküyü heykele benzetirim. Rodin “Taşın fazlasını atıyorum geriye heykel kalıyor.” diyor. Sözün de fazlasını atınca geriye öykü kalır.

* Hayat hepimize bir öykü sunuyor.

* “Dünyanın bütün hikayeleri aile yaralarıdır.” Aile Yaraları öyküsünden.

* Ben, benim sevebileceğim bir insan olmak istiyorum.

* Sanat haz, zevk vermeli. Bunu unutuyoruz. Sanatın kendine has bir hazzı var. Hep bir şey öğretecek diye düşünüyoruz.

* İyi insan ile iyi sanatçı olmak arasında dolaysız bir bağ görüyorum.

* Benim için iyi öykücü tekrar kendine döndüren öykücüdür. Öyküsünü okurken kafamda bir ampul yakan, hayatıma sirayet eden, yeni kişiler ekleyen öykücüdür.

* Artık devri kapanmış yazarlar vardır. Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar’ın diliyle tekrar yazabilir misiniz? Onları okurken bazen gençliğiniz canlanır ya da görmediğiniz yerleri görür gibi olursunuz.

* Biraz araştırmacı olmak gerek. Edebiyat tek bir hayattan yüzlerce hikaye kazandırır bize.

* Kendini çağrıştıran hikayeci iyi hikayecidir.


Yazara İlişkin

sehlimumteni

Daha her şeyi anlatmadım. Sehl-i mümteni ne demek bakmak isterseniz sizi şöyle alalım.



Yoruma açık değil.

YUKARI ↑

Paylaş