"Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
leo tolstoy - anna karenina


Genel

Tarih: 18 Şubat, 2015 | ballweigher

0

Bilgi Tekelleşirse Kıymeti Artar mı ?

Dün bir arkadaşımla kitapların satış fiyatları ve aslında ne kadar olması gerektiği üzerine konuştuk.  İkimiz de taban tabana zıt fikirlere sahip olduğumuzdan bu durum üzerine düşünmem gerektiğini hissettim.

Başlıktaki soru üzerine düşünmeden hepimizin bildiği bazı tanımların üzerinden geçmek ve vurgulamak iyi olacaktır diye düşünüyorum.

- Tekelleşme:  Bir pazarda herhangi bir ürünün ya da hizmetin tek bir sağlayıcıya sahip olması durumudur. Bu sağlayıcı fiyat belirlemede tam yetki sahibidir. Bazen devlet yoluyla bir pazar tekele dönüşebildiği gibi, birtakım durumlar sonucu pazarda bir oyuncunun diğerlerini domine etmesi de durumu tekelleşmeye götürebilir.

-Bilgi: Özne ile nesnenin etkileşiminin her türlü sonucuna deniyor imiş. En azından wikipedia bu şekilde bir tanımı uygun görmüş. Bunun dışında felsefi bilgi ise  şüphe edilerek başlayan düşünme yolculuğundaki şüphe edilemeyen en son düşünce olarak tanımlanıyor.

Bu yazıyı yazmak konusunda beni tetikleyen öbür neden ise içinde yer aldığım meritokrasi isimli oluşum. Kısaca bahsetmek gerekirse, birkaç insan ellerinde bulunan e-kitapları bir ağa yükleyerek büyük bir kitap havuzu oluşturuyor. Bu sisteme üye olan kişiler de bu havuzdan dilediği gibi yararlanabiliyor, dilerse buraya kendi kitaplarını da ekleyerek katkıda bulunabiliyor. Aslında Türkiye’de telif hakları adına ciddi bir suç bu. Korsan kitap paylaşmak gibi bir şey. Normal şartlar altında, 10 liraya D&R’ın websitesinden almanız gereken bir e-kitaba buradan ücretsiz erişim sağlayabiliyor daha da kötüsü başkalarıyla paylaşabiliyorsunuz.

Bunun bir suç olduğunu Doğan Yayın Holding, ağı kuran ve paylaşım yapan kişilere tehditkâr bir dille hatırlatıyor. Bir an önce kendi yayınevleri tarafından basılan kitapların tümünün kaldırılması gerektiğini iletiyor. Toparlamak gerekirse benim de aklımı bir iki soru kurcalıyor dünden beri.

E-Kitap Fiyatları Makul mü?

Çok satması muhtemel bir kitapla ele alalım bunu. Ece Temelkuran’ın yeni kitabı Devir’in normal satış fiyatı 18.75 TL. E-kitap olarak edinmek isteyenler için ise 12.50 TL fiyat verilmiş. Kağıt , depolama , kargo, basım gibi birçok maliyetin yarattığı fark yalnızca 6.25 TL ki bu insaflı bir örnek diyebilirim. Genelde 1-2 TL ya oynuyor ya oynamıyor e-kitap ile normali arasında. Dolayısıyla bir soruyla cevap vermek istiyorum. Devir’in e-kitap fiyatı çıkması muhtemel korsanından daha düşük bir bedele satılsa hem maliyetsiz yoldan daha fazla kâr elde edilmesi hem de korsan satışlarının bir miktar da olsa düşmesi mümkün değil midir ?

Hükümetin Niyeti Nedir ve Kitapların Vergilendirilmesi Konusunda Nasıl Bir Politika İzlenmekte ?

Yanlış bilmiyorsam kitaplardan ve e-kitaplardan şu an %8 vergi alınıyor. Her ne kadar normal gibi görünse de bu oran Norveç, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde %0, yani kitaplar herhangi bir vergilendirmeye tabi tutulmuyor. Hükümetin bu konuda tutumunu ise şu video açıklayacaktır diye ümit ediyorum.

 

Asıl Maliyeti Vergilendirme mi Oluşturuyor ?

Maalesef, vergilendirme işin yalnızca ufak bir bölümü. Kitabın basım maliyeti normalde çok düşük olsa da dağıtım maliyeti, editör ücreti , çevirmenin ve yazarın telif hakkı, depo masrafı, bandrol ücreti derken x fiyata basılan bir kitap, belki 20x fiyata alıcısına ulaşıyor. Burada en büyük kârın dağıtımcı firmalara kaldığı ve yayınevlerinin fahiş kârlar elde ettiği söyleniyor fakat. Bu da bizi başlıkta sorduğum soruya getiriyor.

Arkadaşım, kitapların daha yüksek fiyatlara satılmasını ve kullanıcısı için çok daha özel olması gerektiğini savunuyordu. Ben de bunun çok elitist bir düşünce olduğunu kitaba erişimin zor olmaması gerektiğini söyledim.
Tüm dünyanın ortasında mevcut bir bilgi yığını  olduğunu varsayalım. Bunun yalnızca belirli bir kesimin ihtiyacına yönelik olduğuna da birileri karar  vermiş olsun. Bu karar dahilinde yalnızca bu kesim ihtiyaçları doğrultusunda bu yığını tüketebiliyor ve zaman zaman üzerine bir şeyler koyabiliyor olsunlar. Diğer insanların bu türden bir erişime sahip olmayışı onların nezdinde platonik bir sevdaya mı dönüşür ? Yoksa bilgi konusunda tekelleşmekteki niyet yalnızca diğerlerinde bir düşünce mahrumiyeti yaratıp  onların bilgi derinliğini ve sorgulama yetilerini büsbütün ellerinden alarak serbest rekabeti ortadan kaldırmak mıdır?

 

 


Yazara İlişkin

ballweigher

en büyük tehlike nedir?



Yoruma açık değil.

YUKARI ↑

Paylaş