"Dünya kaçtı gözüme;
Çıkamaz."
özdemir asaf


Genel

Tarih: 1 Şubat, 2016 | ballweigher

0

Denizanası değil Denizbireyi !

Bugün Nilay bana denizanalarını ne kadar çok sevmediğinden bahsederken aklıma geldi. Bu elemanların adı nereden gelmiş ? Neden denizanası oluvermişler. Bu vesileyle deniz anası değil denizanası diye yazıldığını da öğrenmiş oldum.

TDK’ya baktım. “Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz” diye tanımlamış. Etimolojik açıdan hiçbir şey ifade etmedi doğal olarak. Hemen büyük bir amme hizmeti olduğuna inandığım Nişanyan Sözlük’e başvurdum. Beni enteresan bir bilgi karşıladı. Meğer Evliya Çelebi bu tabiri Seyahatname’de şu cümlede kullanmış.” hattā deŋizde yüzer gezer deŋiz amını dahı yérler kim anda aslā kandan bir katre eser yokdur”

Sevan Nişanyan’ın bu konuyla ilgili şu sayfada verdiği bilgi de açıkçası enteresan geldi.
“Dün gözüme çarpan bir detay. Çelebi galiba Giritlilerin yemek alışkanlıklarından söz ediyor, “Hatta denizde yüzer gezer deniz amını dahı yerler kim anda asla kandan bir katre eser yokdur.”

Deniz anasını kastettiği hemen hemen kesin. Yumuşak, kaygan, içbükey, daha ne olsun? Sonra düşünüyorsun: ‘deniz anası’ bunun kibarlaştırılmış biçimi olmalı, tabii ya! Çocukluğumdan beri aklıma takılan konudur, başka türlü açıklaması yok. Neyin anası? Kel alaka?

Hiçbir sözlükte geçmiyor, geçecek gibi de değil zaten. Ama ona bakarsan ‘deniz anası’ da 20. yüzyıldan önce kaydedilmemiş.”

Nişanyan bu bulgulardan hareketle bunun bir hüsni tabir olduğnu düşünüyor. Bana da baya makul geldi bu yanıt.

Biz yine ortamlarda Aurelia aurita deriz :)

Tags:


Yazara İlişkin

ballweigher

en büyük tehlike nedir?



Yoruma açık değil.

YUKARI ↑

Paylaş