"Bir hükümetin iyi olabilmesi için, halkın aşırı derecede güçlü olması gerekir."
jean-jacques rousseau


Genel depresyon

Tarih: 5 Şubat, 2015 | Kizil

0

Depresyonun Nirvanasında Var Olan 9 Yerli Eser

 

Hepimizin hayatının belirli dönemlerinde yakalandığı, illa ki bir şekilde yaşadığı o ”Depresyon” olgusunun edebi olarak desteklenmiş bir sunumunu hazırladık sizlere,

İşte yerli edebiyatımızdan sizler için seçtiğimiz, sizlere depresyonun nirvanasını yaşatacak aynı zamanda her biri birbirinden harika 9 yerli eser.

1. Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

Fazla söze gerek bırakmayan bu eser, sizi buram buram kasvet kokan kaldırımlarla uçsuz bucaksız sokakların derinliklerinde sürükleyecek.

”Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler… Namluya sürülmüş küfür… Büyümemiş bir çocuk… Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, “hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz…”

2. Piç – Hakan Günday

Kinyas ve Kayra’dan sonra elbette okunması gereken en değerli Hakan Günday eserlerinden biri olmakla birlikte, Piç kelimesinin anlamını karanlık ve boğuk bir şekilde yansıtarak yeni anlamlar yükleyen bir eser.

”Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.”

3. Eroin Güncesi – Kanat Güner

ero

Kanat Güner..
Kelimelerin anlamını yitirdiği, yalnızca sessizliğin ve kasvetin eşlik ettiği o derinliğin narinliğinde yaşatan anlar..
Sizlere bu kitabı açıklamayı, sunmayı ve hatta ballandıra ballandıra anlatmayı isterdik fakat ne yazık ki sizlere sunabileceğimiz, diyebileceğimiz tek kelime ”Oku” olur.
Okuyun ve sizlerde Kanat Güner’in o eşsiz, anlatımların dile gelmediği dünyasında sessiz bir yolculuğa çıkın..

4. İt Cazı – Küçük İskender

kçlk

”Canın yandığı için it cazı yapıyorsun diyorlar. Doğrudur. Bir gün benim de arka bahçemi kazıdıklarında çok fazla ceset çıkacak ve garip bir yetkili açıklama yapacak; ‘her biri bir başka müzik aletiyle öldürülmüş, fantastik!…”

Küçük İskender’in garip ve nacizaneliğini anımsatan fakat derin ve büyük bir kasvete sahip olan dünyasında, eşsiz ve tanımsız bir yolculuk.

5. Ağır Roman – Metin Kaçan

agir roman

”Güneş buluttan sıyrılırken Kolera’nın âlemci kadınları bir omuz darbesinde yıkılacakmış gibi duran evlerinin önünde oto tamircileriyle, marangozlarla, tornacılarla aslanlar gibi muhabbete koyuldular. Bir yandan da kaynak yaparken elleri titreyen ustalara esrarı daha kallavi içmeleri için zıvana hazırlamaya başladılar.”

Fransızca ve Almanca çevirileri yapılıp yayımlanmış olan bu eser, mutlak suretle okunulması gereken nadide parçalardan biridir. Sizlere bu eseri sunarken aynı zamanda ”Ağır Roman” isimli filmini de izlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

6. Sekizinci Seksek – Aytaç Ars

sekizinci seksek

Sizlere bu eser hakkında en güzeli yorumu bir alıntı ile aktarıyoruz;

”Sekizinci Seksek, dünyanın yedi, en fazla sekiz harikasından biri olmaya aday bir kitap. Yeryüzünün bir noktasında başlayan seksek oyunu, bütün meridyenlere yayılıyor ve bir türlü bitmek bilmiyor. Karşımızda haylaz bir çocuk mu var, yoksa iflah olmaz bir seri katil mi? Aslında her ikisi de!

Günün birinde Aytaç Ars diye genç bir yazarın ortaya çıkacağını, dile parendeler attıracağını, her anlama farklı bir anlam daha yükleyip kavramları çaprazlayacağını söyleselerdi, heyecandan terletmiyor; aksine, zevkten şıpır şıpır terleyip meraktan ve heyecandan kahkaha atıyorsunuz.

Sekizinci Seksek, yılın değil, yüzyılın romanı. Benim için öyle.

Kaç tane şapkam varsa, hepsini çıkartıyorum bu çocuğa.
Altay Öktem. ”

7. Tutunamayanlar – Oğuz Atay

tutunamayanlar

Listemize bir olmazsa olmaz ile devam ediyoruz, fazla söze gerek bırakmayan ”Tutunamayanlar” tutunamayanların dalı.

8. Acı Düşler Bulvarı – Cumhur Orancı

acı düşler bulvarı

İşlenmiş bir cinayetin, duygularımızı yeni bir cinayete dönüştürmesi olarak yorumlayabiliriz sanırım..

Yıllar önce işlenmiş bir travesti cinayeti etrafında gelişen zincirleme olaylar, İstanbul’dan New York’a kadar uzanan kirli ilişkiler, hiç kimsenin masum olmadığı bir kurmaca dünyası. Haber peşinde koşan gazeteciler, Osmanlı hanedanı mirasçıları, güzel kadınlar, zengin işadamları, tuhaf dedektifler, dedektifliğe soyunan işsiz güçsüz bir Ermeni, Meksikalı uyuşturucu kaçakçıları, azınlık mensuplarının mallarına el koymak için zehirli kırmızı örümcek, mantar ve metanfetamin gibi silahlarla donanmış mafya üyeleri, şantaj, adam kaçırma ve bir dizi cinayet…”

9. Kirli, Paslı, Bozuk – Alican Ökmen

kirli paslı bozuk

Ve listemize son kitabımızı Alican Ökmen’den ekliyoruz..

”Hapçılar, torbacılar, uyuşturucu satıcıları, eroin bağımlıları, yolunu şaşırmış üniversite öğrencileri, uyuşturucu alacak parayı bulmak için vücudunu satan kadınlar, polisler, şiddet, cinayet ve intikam… Duyguların en safı, en karanlığı ve en acıma bilmezi olan intikam, mağdurun zalim, zalimin mağdurla yer değiştirmesine neden oluyor. Her şeyin kirlendiği, insanların çürüdüğü, adilik ve bayağılığın egemen olduğu bu dünyada insan hayatlarının hiç bir değeri yok. Herkesin silahla ve kötülükle donandığı Kirli, Paslı, Bozuk’da bütün karakterler kendilerini bekleyen vahşi sona doğru frene basmadan yol alıyor…”

Listemizi sonlandırırken hepinize keyifli okumalar dilemeyi isterdik fakat hepinize küçük bir uyarı yaparak yazımızı sonlandırıyoruz.

”Lütfen yukarıda bulunan eserleri tek tek, sakin bir şekilde ve küçük dozlar halinde okuyunuz.”


Yazara İlişkin

Edebi anlatımın ritimselliği



Yoruma açık değil.

YUKARI ↑

Paylaş