"Bir hükümetin iyi olabilmesi için, halkın aşırı derecede güçlü olması gerekir."
jean-jacques rousseau


Genel

Tarih: 18 Haziran, 2015 | sehlimumteni

0

Tanıştığıma Memnun Oldum Tezer

Sevgili Tezer,

Yalan söylemeyeceğim. Seni biliyor, duyuyordum ama bir türlü elim varmıyordu bir kitabını alıp okumaya. Neden bilmiyorum. Belki de biliyorum. Senin adını duyduğum ilk kitabın Yaşamın Ucuna Yolculuk olmasıydı bunun sebebi. Yaşamın ucuna yolculuk… “Vakti gelmeden okuma beni.” diyor sanki. “Daha yolculuğa yani başladın.”

Ben de bu yüzden, cesaret edemediğimden kitabını okumaya, “Sevgili Leylâ’cığın”a yazdığın mektupları okumak istedim. Önce seni tanırsam belki cesaret edebilirim yazdıklarını okumaya diye düşündüm. Leyla Erbil “Mektuplar insanın bir başka yüzünü açığa çıkararak, edebiyat dünyasına daha sıcak bir tat sunar.” demiş. Eh, biraz klasik olacak ama aşk mektuplarını okumaktan büyük keyif duyardım ben de. İçinde aşk geçen mektuplar ister karşılıklı olsun ister olmasın, bana özel hayattan çok roman gibi gelirdi. Öyle okurdum. Evet, geçmiş zaman kullanıyorum. Çünkü ben senin yazdığın mektupları okuduktan sonra kendime ait olmayan mektupları okumaktan vazgeçtim. Neden mi?

İlk kez bir arkadaşa yazılmış mektupları okuyorum. İçinde acı ya da tatlı, masal gibi ya da şiddetli bir aşk yok. Kolay olur benim için dedim. Samimice her şeyi dökmüştür ortaya. İlk başlarda yazmaktan bahsediyordun. Edebiyattan, toplumun edebiyata bakışından. Berlin’den bildiriyordun durumu. Sık sık Almanya’daki Türk yazarların Türk edebiyatını ne kadar da yanlış tanıttığından bahsettin durdun. Her şey güzel ilerliyordu. Yazmaya dair görüşlerini öğreniyor ve daha da merak ediyordum. Fakat sonra seni gördüm. Gerçek seni.

Yaşama sevincinin içinde sıkışıp kalmış korkularınla seni gördüm. Öyle bir şeydi ki bu hem enerji fışkırıyordu yazılarından hem de yorgunluk hissediyordu insan. Yaşadıkça ölmek gibi. Ne kadar çok yaşarsan o kadar çok ölüyordun. Bir süre sonra yorgunluk daha da artmaya başladı. Yaşamın ucuna yaklaşmaya başladığında. Yaptıklarından emin olduğunu hissediyor ama kafanın sürekli karışık olduğunu fark ettim. Sen de farkındaydın ama değiştirmek istemiyordun. Çünkü emin olmayı seviyordun. Sana güç veriyordu. Bilmem neden ben böyle hissettim yazdıklarını okurken.

“Erden’in yanında güçlü oluyorum, Hans Peter’in yanında duygulu. Sezer’e de yazdım, yoksa bu duygular duramayışımın, sürekli gidişimin, aynı şimdi çıkan kitabımdaki gibi gidişimin sürekliliği mi?” diyorsun. Sanırım cümlelerin arasında seni anlatan en güzel cümle bu. Kendini en güzel anlattığın cümle.

Sonra hastalanışın. Hastaneye yatışın. Sonrasında ben harap, bitap ve artık spy on whatsapp iyice yorgunum. Bırakmak istedim elimden ama yapamadım. Senden uzaklaşmak isterken hâlâ seninleydim. Artık yorgunluktan nefesim kesildiği halde okumaya devam ettim. Sonra gördüm. “Burada hep yalnızım. Yalnız olunca insan düşüncelere saplanıyor. Ama iyi olacağıma inancım büyük. Gözlerinden öperim. Tezer.” 13.01.1986. Sadece Bir ay öncesi. Bir ay sonra olacakları ben biliyorum ama sen bilmiyorsun. İyi olacağına inancın büyük. Mü? Öyle miydi Tezer? Bilemiyorum. Okurken hissettirdiklerin bambaşka. Artık sona geldim. Seni tanımadan önce düşündüklerim tanıdıktan sonra daha da kuvvetlendi. Seni ya yorgunluğundan etkilenmeyecek kadar enerjik biri ya da o müthiş yaşam sevincinden beslenebilecek, hâlâ umudu kalmış yorgun bir kişi anlayabilir.

Tanıştığıma çok memnun oldum Tezer. Doğrusu, önce seninle tanıştığım için mutluyum. Fakat yazdıklarını okuyabilecek gücü bulabilmem için daha çok yolum var, bundan eminim. İleride tekrar görüşmek üzere.

Seni hep gülen yüzünle hatırlamaya çalışacağım.


Yazara İlişkin

sehlimumteni

Daha her şeyi anlatmadım. Sehl-i mümteni ne demek bakmak isterseniz sizi şöyle alalım.



Yoruma açık değil.

YUKARI ↑

Paylaş